İkinci turumuzun son günündeyiz. Çekilişi kaçırmayın :) tıktık
1 İlk defa bu tarz bir kitap okudum.
Ayşegül Kuşçu bir nevi epik fantastik yazmış fakat olay bununla
sınırlı değil. Olayları daha gerçekçi kılabilmek için öyle ayrıntılara yer
vermiş ki öyle bir dünya gerçekten var mı diye durup bir düşünüyorsunuz.
2 Aşk... Bu kitabı sırf içinde barındırdığı aşktan dolayı
okuyabilirim.
3 Yazarın hayal gücü gerçekten takdire şayan. İnsanın aklına
gelmeyecek onca şey kelimelere dökülmüş, betimlenmiş ve önümüze gelmiş.
4 Kitabın başında gerçekten çok şaşırdım. Sasha bir kız ismi
olmasına rağmen kitaptaki Sasha erkekti ve bence bu çok ilginçti.
5 Sasha kendini görevine adamış ama aşkı ve görevi arasında bir
ikilemde kalmış. Onun ikilemde kalışını okumak ve onunla beraber ikilemde
kalmak gerçekten etkileyiciydi.
İlk blog turumuzdan herkese merhaba. Evet, ilk ve biz
oldukça heyecanlıyız. Bu tur ilk ortak projemiz olacak ve her birimiz elimizden
gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Yukarıdaki başlığa şöyle bir baktıysanız
ben, tanıtım videosu ve karakter tanıtımı yaptım. Onlara geçmeden önce kitabı
kısaca bir yorulmayıvereyim :)
Saat, şu an yaşadığımız Dünya’nın yaşayan Dünya olarak
anıldığı ve içinde Cinler Ülkesi, Periler Ülkesi, Rüyalar Ülkesi gibi bir çok
dünyayı barındıran fantastik ve muhteşem bir yapıt. Baş karakterimiz Can’ın
Almanya’dan Türkiye’ye, Özel Turkuaz Kolejine gelmesiyle beraber kader onun
için yol çizmeye başlamıştır. Kader, savaşçıların altısını; Barbara, Selim,
Sinan, Margarita, Ömer ve Can’ı bir araya getirmek için uğraşıyordur ve bu işi
başarmıştır. Artık onlar bir aradadır.
Aron, kendisine hediye olarak verilen oğlu Aronos ile
kötülük peşindedir fakat Saat buna izin vermemektedir. Saat, Aronos’la
savaşacak savaşçıları kendisi seçmektedir ve Saat, Aronos’un en büyük
düşmanıdır. Onu yıllarca içinde hapsetmektedir.
Saat bu sefer savaşması için kimleri seçti dersiniz? Evet,
Can ve arkadaşlarını. Can, son savaşçının soyundan gelen bir çocuk ve bu onu
savaşçı yaptı fakat ona yardım etmeleri için Saat, diğer savaşçıların soyundan
gelen Margarita, Barbara, Ömer. Selim ve Sinan’ı da seçti. Artık hepsi bu işin
içinde ve işin en kötü yanı da, savaşmak zorundalar. Aron ve cinleri Saat’i ele
geçirmeden onu bulmalılar.
Tek sıkıntı, Saat kendisini saklıyor ve vakit dolmak üzere. Aronos
uyanmak üzere.
Apri ve Capri adında iki peri sayesinde Can ve arkadaşları
nasıl bir durum içerisinde olduklarını öğreniyor. Bu işten kaçmak gibi bir
seçenekleri yok, kalıp savaşmak zorundalar ve bunun için hazırlanıyorlar. Daha
önceki savaşçılara verilmemiş madalyonları ise onların en büyük gücü, hem
cinlerden korunabiliyorlar hem de hayal ettikleri her şey gerçeğe dönüştürebiliyorlar.
Hatta bu madalyon sayesinde zamanı bile durdurabiliyorlar.
Bu kitabı okurken alışıla gelmedik olaylara hazır olun. Uyurken
takmanız gereken bir gözlük olabilir, rüyalarınız gerçek hayata dönüşebilir ya
da bir balık size yol gösterebilir. Fakat asıl önemli olan şey, madalyonları
onları korumaya yetecek mi? Saat’e Baş Cin’den daha önce ulaşabilecekler mi?
Kitabı okumak isterseniz Melis Kitaplar Diyarında Saat
çekilişi var. Siz de Saat kitabını kazanan iki kişiden biri olabilirsiniz. Çekiliş için tıktık
Destekleri için Elif Tunç’a ve Trend Yayınevine teşekkürlerimizi ve kucak
dolusu sevgimizi sunuyoruz.
Benden bu kadar demek isterdim ama… Karakter tanıtımına geçiyoruz.
Açlık Oyunları serisinin ilk filmi yayınlandığından beri
beklediğim Alaycı Kuş filminin yakınlarda yayınlanan fragmanını izledikten
sonra kasım ayını bekleyemez oldum. Serinin üç kitabı da birbirinden güzeldi,
filmler de şahaneydi ama Alaycı Kuş’un benim için anlamı çok büyük. Bu filmin
üstüne daha fazla düşülmesinin üstüne iyi bir film izleyebilmek için açıkçası
sabırsızlanıyorum.
Labirent: Ölümcül Kaçış
Labirent: Ölümcül Kaçış yine kitaptan uyarlama bir film. Ne
kadar bunu söylemekten utanç duysam da ilk önce filmi duyup sonra kitabı
olduğunu öğrendim ve film çıkmadan okuyabilmek için kitabı okunacaklar
listesine ekledim. İlgi çekici konusuyla en kısa zamanda burada hem kitabı hem
de filmi yorumlayacağım.
Grinin Elli Tonu
Elli Ton serisinin fragmanı yayınlandığından beri filmin
çıkacağı günü dört gözle bekler oldum. Christian Grey’i canlandırması için
seçilen oyuncu her ne kadar beklediğim insan olmasa da fragmandan anladığım
kadarıyla güzel bir film olacakmış gibi görünüyor.
Opposition ( Lux, #5)
Lux serisinin beşinci ve son kitabı Opposition'ı Köken’i
okuduğumdan beri bekliyorum. Jennifer L. Armentrout bir seriye daha noktayı
koyacak ve açıkçası Daemon Black’e veda etmek beni ne kadar üzse de kitabı
merakla bekliyorum. Henüz yurt dışında çıkmamış olduğunu biliyorum ve umarım
kitap çabucak çevrilip arasındaki yerini alır.
Monsters (Ashes Trilogy, #3)
Ilsa J. Bick’in benim için altın değerinde olan Küller ve
Gölgeler kitaplarından sonra Monster’ın çevirisini beklemek hayli zorlu bir iş.
Yazar ikinci kitapta heyecanı dorukta bırakmıştı ve Monster’ın yurt dışında
çıkış tarihi 2013 olunca insanın sinirleri epey bir bozuluyor. Neyse, biran
önce Türkçe’ye çevrilmesi için sabırsızlandığım bir kitap.
Infinite (Newsoul, #3)
Yine Dex’ten bir kitap, Infinite. Jodi Meadows’un Newsoul
üçlemesinin üçüncü kitabı olan Infinite yurt dışında çıktı fakat henüz
Türkçe’ye çevrilmedi. Biran önce çevrilse de okusam.
City of Heavenly Fire (The Mortal Instruments, #6)
The Mortal Instruments’ın altıncı ve son kitabı City of Heavenly Fire Türkçe’ye çevrildi. Şuanda matbaada ama kısa süre içinde çıkacak olmasına rağmen her gün çıkmış mı diye bakmaktan kendimi alamıyorum.
Elektromanyetik darbe dalgası tüm elektronik aygıtları yok etmiş ve milyarlarca insanı öldürmüştü, geriye kalanların çoğunu da değiştirmişti.
…
Kıyamet hâlâ devam ediyor. Değişmişler hızla çoğalıyor, Bağışlanmışlarınsa hayatta kalma şansları giderek azalıyor. Kıyametin ardından Alex, Rule’un kendisini kurtaracağından ve ona aşkı tattıracağından emindi.
Ama yanıldı.
Alex şimdi, hayatta kalmak ve Tom’u bulmak için savaşmak zorunda; hem onu kullanmaya çalışan yetişkinlere, hem de onu parçalarına ayırıp yemeye çalışan Değişmişlere karşı.
Büyük başarı kazanan Küller üçlemesinin ikinci kitabı Gölgeler’le Ilsa J. Bick, bu kez yepyeni bir soruyu ortaya atıyor:
Çaresiz kaldığında bir canavardan daha zalim olur muydun?
Küller’in ikinci kitabı Gölgeler’e başlamadan duramazdım,
kitap öyle bir yerde bitmişti ki ağzım açık kalmış ve ikinci kitaba doğru bir
uçuşa geçmiştim. Tabi ilk önce kitapla şöyle bir kucaklaşıp kokusunu içime
çekmiş, sonra “Şu Alex’e ne oldu? Onu öğreneyim yeter.” Düşüncesiyle başına
oturup bir daha da elimden bırakamadım. Küller ve Gölgeler’in en sevdiğim yanı
her bölümde öğrendikten sonra ağzı açık bırakan bir şeyler olması ve her
bölümde heyecanın dorukta olması. Bir bölüm okumak için oturuyorsunuz fakat bir
bakmışsınız ki kitabın başına oturuşunuzun ardından saatler geçmiş, hava
kararmış.
Devam etmeden önce ilk kitaptan spoiler verebilirim,
haberiniz olsun.i veririm zaten, spoiler verilmeden anlatılmaz.
Açlık Oyunları'nın üçüncü kitabı Alaycı Kuş'un perdeye iki bölüm olarak yansıyacağını biliyoruz. Çoğu seride olduğu gibi Lionsgate serinin son filmini ikiye böldü, böylece olaylar daha iyi anlatılacaktı. Film, 21 Kasım 2014 tarihinde vizyona girecek ve Gary Ross’un ayrılmasından sonra Francis Lawrence her iki filme de yönetmenlik yapacak. İlk filmde çıkan aksiliklerin tekrarlanmaması için bu filmin üstüne daha çok düştüklerini düşünüyorum, yani karşımıza muhteşem bir film gelecekmiş gibi görünüyor. Fragmanına bakarak gerçekten müthiş bir film olacağını görebiliriz, artık buna yönetmen değişikliği dersiniz, son kitabın muhteşemliği mi dersiniz, bilemem. Zaten son kitap olay bakımından gerçekten eşsizdi ve bence serinin en iyi kitabıydı. Film için o kadar sabırsızlanıyorum ki anlatamam.
Alma Coin'i burada ilk defa göreceğiz.
Game of Thrones'da Margaery Tyrell'ı canlandıran Nathalie Dormer'ı Alaycı Kuş'ta göreceğiz.
Alaycı Kuş Part 1'in fragmanı
Alaycı Kuş Part 1'den yayınlanan hareketli afişlerde Peeta Mellark ve Johanna Mason yer alıyor.
Yazarı: Kendare Blake Çevirmeni: Gülfem Çırak Sayfa Sayısı: 352 Baskı Yılı: 2014 Yayınevi: Martı Yayınları Liste Fiyatı: 19 TL
Düşünceler zamanla bulanıklaşıp kaybolur
ama gözler hiçbir şeyi unutmaz…
Cas Lowood, ihbarlar üzerine hayaletlerin peşine düşerek onları yok eden bir hayalet avcısıdır. Yeni görevi ise, evine adım atan herkesi acımasızca öldüren hayalet Anna Korlov'u yakalamak ve ondan kurtulmaktır.
Fakat Cas bu kez daha önce hiç rastlamadığı türden bir hayaletle karşı karşıyadır. Anna'nın içindeki, insanları öldürme isteğinin nedenini öğrendiğinde onun hayatına ve ölümüne dair sırlarla örülü gerçekleri de su yüzüne çıkarır.
Theseus Cassio
Lowood, kendisi ona sadece Cas demenizi ister, bir hayalet
avcısıdır. Geçmişi
ve nasıl oluştuğu hakkında hiçbir bilgisinin olmadığı, aile yadigarı ve
hayaletleri öldürmenin tek yolu olan bıçakla ava başlayan bu çocuk henüz o yedi
yaşındadır. Küçüklüğü babasının av peşinde koşturmasında dolayı orada bura
geçmiştir fakat bir gün hayalet avcısı babası avında tek parça halinde
dönememiştir. Evet, babası ölmüştür ve onu öldüren korkunç hayalet hala
yaşıyordur.
Yazarı: Şebnem Burcuoğlu Sayfa Sayısı: 220 Baskı Yılı: 2014 Yayınevi: DEX Liste Fiyatı: 19 TL
"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede
daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.
Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"
Evli misin? Ya nişanlı? Sevgilin var mı? O da mı yok! Yaş kaç? Hmm. Anlaşıldı.
Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.
Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…
Kocan varsa varsın, yoksa geçmiş olsun.
Dexplus ilk defa bir Türk kitabı çıkardı, okumazsak olmazdı
tabi.
Türk kitabı okumayalı gerçekten uzun bir zaman olmuştu, bu
konuda ön yargılarım olduğu için genelde uzak dururdum fakat tüm ön yargılarımı
kenara atıp Kocan Kadar Konuş’u okumaya karar verdim.
Evlenme çağını geçeli çok olmuş ve hala bir koca adayı
bulamadıysanız, geçmiş olsun.