Dex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Temmuz 2015 Pazar
KCY Blog Tur ✖ Beni Yakma - Tahereh Mafi (Shatter Me, #3) | Yurtdışı Kapakları
Etiketler:
5 Puan,
Blog Tur,
Dex,
Distopya,
Doğaüstü,
Genç Yetişkin,
KCY Blog Turu,
Kitap,
romantik,
Shatter Me,
Tahereh Mafi
24 Temmuz 2015 Cuma
Okuma Etkinliği ✖ Beni Bırakma - Tahereh Mafi (Shatter Me, #2)
Tik Tak Tik Tak
Savaş.
Başlamak.
Üzere.
Juliette, sonunda Omega Noktası'na ulaştı. Onu seven ve özel yetenekleri olan insanların yasadığı, yeraltı direnişinin merkezine.
Yeniden Kuruluş'tan ve silah olarak kullanılmanın verdiği acıdan kaçmayı başarmıştı. Artık Adam'ı sevmekte özgürdü. Ama ölümcül dokunuştan asla kurtulamayacaktı; düşündüğünden de çok onu isteyen Warner'dan da.
Bana Dokunma ile başlayan nefes kesici serinin bu bölümünde, Juliette yaşamını değiştirecek kararı vermek zorunda. Asıl istediği ile olması gereken arasında bir seçim yapmalı ve sonucun tüm yaşamını değiştireceğini unutmamalı.
Kalbi ve Adam'ın yaşamı arasında korkunç bir seçim Juliette'i bekliyor.
20 Temmuz 2015 Pazartesi
Okuma Etkinliği ✖ Bana Dokunma - Tahereh Mafi (Shatter Me, #1)
Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı.
En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette'in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte.
Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette'i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir.
Juliette karar asamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.
Tahereh Mafi, Bana Dokunma'da yürek burkan bir romantizmle distopya türünü bir araya getiriyor. Juliette'in iç dünyasını yenilikçi bir üslupla metnine yansıtan yazar, okurları Juliette'in zihninin içine davet ediyor.
16 Mayıs 2015 Cumartesi
KCY Blog Tur ✖ Okuma Etkinliği | Karanlık Zafer - Robin Lafevers (His Fair Assassin, #2)
![]() |
| Kitap Adı: Karanlık Zafer Orijinal Adı: Dark Triumph Yazarı: Robin Lafevers Seri: His Fair Assassin, #2 Çevirmeni: Taylan Taftaf Yayınevi: Dex Kitap Sayfa Sayısı: 475 Yayın Yılı: 2014 Türü: Fantastik, Romantik Goodreads Puanı: 4.18 ( 17,653 Oylama) Puanım: 5/4 |
Genç, güzel ve zalim.
Sybella, Ölüm Tanrısı Aziz Mortain'in manastırında bir suikastçı olarak eğitilmiş ve sonrasında Breton sarayına gönderilmişti. Şimdi çok tehlikeli bir görev için sarayın karanlık dehlizlerinde dolaşıyor. Yüzüne taktığı maske ile o artık, Ölüm'ün en tehlikeli silahı. Babasını gazabı ürkütücü ve kardeşinin sevgisi tekinsiz. Sybella her şeye rağmen, uğruna yaşayacağı bir amaç bulunuyor.
Ölüm'ün Hizmetkarları üçlemesinin ikinci kitabı olan Karanlık Zafer tehlikeli bir kaçış, karanlık güçler ve tarafını seçmek üzerine...
Herkese merhaba! Ölümcül Merhamet'ten sonra Karanlık Zafer'le Ölüm Hizmetkarları'nın okuma etkinliğine hız kesmeden devam ediyoruz. Sybelle'nin hikayesinin anlatıldığı Karanlık Zafer bize her şeyin, ilk kitapta olan her şeyin diğer yüzünü gösteriyor.
Ölümcül Merhamet'i okumayanlar için spoiler olabilecek herhangi bir yargıdan bahsetmeyeceğim, o nedenle yorumu gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Ölümcül Merhamet yorumum için tıklayın.
Sybelle tıpkı Ismae gibi St. Mortain'nin kızı ki zaten ilk kitapta da ara ara rastladığımız, Ismae'nın yakın arkadaşlarından biri olan bir karakterdi. İlk kitapta ikisi de görev başındayken yolları kesişmişti ama biz neden yollarının kesiştiğini, Sybelle'nin neden Kont d'Albret'in yanında olduğunu öğrenememiştik. Bu kitapta bunun sebebini öğrendiğimiz gibi hem Sybelle için üzülüyor hem de onun yanıp duran intikam ateşi sayesinde d'Albret'in ölümünü göreceğimiz düşüncesi ile seviniyoruz.
Öte yandan Sybelle'nin manastırdan önceki yaşamından Ölümcül Merhamet'te hiç bahsedilmezken Karanlık Zafer'de daha önceleri d'Albret'in ona çektirdiklerini öğrendiğimiz zaman hem üzülüyor hem de d'Albret'in ölmesini daha çok istiyoruz. Adam ciddi anlamda nefret edilesi bir karakter zaten.
Birinci kitapta esir alınan Canavar'ı bu kitapta daha fazla görüyoruz ki, Canavar favori karakterlerimden biri olduğu için bu, kitabı daha bir heyecan ve merakla okumama sebep oldu.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şey Sybelle ile Ismae arasındaki farklar oldu. İkisinin karakterleri, inançları ve fikirleri arasında o kadar çok fark var ki bu farklar yazarı bir kez daha sevmeme sebep oldu. Örneğin Ismae manastıra inancı tam olan, hangi emri verirlerse versinler bir saniye olsun tereddüt etmeden bu emri yerine getiren bir karakterdi. En azından kitabın başlarında. Ama Sybelle'nin manastır ve Mortain'e olan inancı pamuk ipliğine bağlı, ona inanmayı çok istiyor ama gerçek olmadığını içten içe biliyor. Eğer ona inanırsa d'Albret'le hiçbir bağı kalmayacağı için inanmayı istiyor, gerçekten inandığı için değil. Başka bir örnek verecek olursak Ismae insanları öldürmek konusunda sadece Mortain'e hizmet ettiği için bunu yaparken Sybelle öldürmekten bir nevi zevk alıyor, bu konuda da kendisine oldukça güveniyor. Yani Sybelle için işaretlenmemiş birini öldürmek oldukça basit.
O ikisi arasında bahsedeceğim yüzlerce fark bulabilirim ve bu farklar oldukça hoşuma gitti. Çünkü yazarların yazdığı her bir kitabı incelediğimiz zaman ana karakterler arasında bir sürü benzerlik bulmamız oldukça olağan. Her yazar yazdığı kitaba kendisinden bir parça katar. Ama Robin Lafevers yazı dilini Ortaçağ'a ayarlamakla kalmamış, bize birbirinden oldukça farklı karakterler yaratarak ustalığını en azından benim gözümde bir kez daha kanıtlamış oldu.
Sanırım Lafevers favori yazarlarımdan biri oldu bu kitaplar sayesinde. Mortal Heart'in çevirisinin ne zaman tamamlanacağını çok ama çok merak ediyorum.
Son olarak bu iki kitabı da çok ama çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Hani ikisi arasında hangisini daha çok sevdiğimi düşündüm ama bir karara varamadım. İkisi de o kadar güzeller ki!
Facebook sayfamızda bulunan, bir kişiye Ölümcül Merhamet ve Karanlık Zafer'i hediye ettiğimiz çekilişimize katılmak için tıklayın. Aşağıya Karanlık Zafer ve Mortal Heart'ın tanıtım videosunu da bırakıyorum. Bir dahaki yorumumda görüşmek üzere!
Karanlık Zafer
Mortal Heart
9 Mayıs 2015 Cumartesi
KCY Blog Tur ✖ Okuma Etkinliği | Ölümcül Merhamet - Robin Lafevers (His Fair Assassin, #1)
On yedi yaşındaki Ismae, babasının onun için yaptığı anlaşmalı evlilik dehşetinden, gizemli bir keşiş tarafından kaçırılır.
Götürüldüğü manastır, Ölüm Tanrısı Aziz Mortain için eğitilen,kendisininki gibi garip yara izleri taşıyan kızlarla doludur.
Burada, Ölüm Tanrısının onu tehlikeli hediyelerve korkunç bir kaderle kutsadığını öğrenecektir.
Manastırda kalmayı seçerse rahibeler tarafından bir suikastçı olarak yetiştirilecek ve Ölüm Tanrısının intikamını alacaktır.
Ismae çok önemli bir görev için Breton sarayına gönderilir; hem entrika ve ihanetin ölümcül oyunlarına hem de yapması imkânsız seçimlere karsı savunmasızdır:
Ismae, Tanrısına mı yoksa kalbine mi hizmet edecek?
***
Ölümün Hizmetkârları üçlemesininilk kitabı olan Ölümcül Merhamet tehlikeli bir aşk, zehirle gelen ölümler ve kendi yolunu bulmak üzerine...
***
"Entrika ve gaddarlık, tutku ve acı...daha fazlası için sabırsızlanacaksınız." New York Times
"Bir solukta okuyacaksınız Şüphe, şehvet ve merhamet." Kirkus
Herkese merhaba! Muhteşem bir cumartesi gününde, bir o kadar muhteşem bir kitap ile karşınızdayım. Cadılar olarak Robin LaFevers'ın Ölüm Hizmetkarları üçlemesinin ilk iki kitabının okuma etkinliğini yapıyoruz. Takipte kalmanızı şiddetle öneririm çünkü okuma etkinliğimizle beraber bitecek olan bir çekilişimiz var! Bir kişiye Ölümcül Merhamet ve Karanlık Zafer'i hediye ediyoruz. Çekilişe katılmak için tıklayın.
Uzun zamandır bu tarzda kitaplar okumadığımdan Ölümcül Merhamet'i okurken oldukça keyif aldım. 16. yüzyılın Britanya'sında geçen Ölümcül Merhamet içinde savaş, entrika ve güçlü karakterler barındıran fantastik bir kitap. Kitaptaki karakterlerin dini inançları ön planda ve açıkçası bu biraz benim kafamı karıştırdı. Britanya'da insanlar dokuz azize inanıyor fakat bazı yerlerde azizlerine tanrı diyen insanlarla da karşılaşıyoruz. Çok tanrılı bir inanç mı, mezhep gibi bir şey mi pek çözemedim ama ince elenip sık dokunan bir mesele bu.
Aziz Mortain, Ölüm'ün koruyucu azizi kitapta en fazla bahsedilen aziz ki zaten olaylar bunun etrafında gelişiyor. Aziz Mortain'e hizmet etme amacıyla kurulmuş manastır, Mortain tarafından sahiplenilen kadınlarla dolu bir manastır ama manastır kelimesi sizi aldatmasın. Bu manastırda bulunanlara bıçaklar ve hançerleri nasıl kullanacağı, kocaman cüsseli adamların nasıl boğularak öldürüleceği, nasıl zehirler yapılacağı, kısacası birini öldürmek için başvurulacak her yol öğretiliyor.
Ismae ise Mortain tarafından sahiplenen, babası tarafından çekmediği kalmamış on yedi yaşındaki bir kız. Acılarla dolu bir hayatı var. Babası tarafından zorla evlendirildiği sırada Aziz Mortain rahibeleri tarafından kurtarılıp manastıra getiriliyor. Bu Ismae'nın hayatında bir nevi milat oluyor ve hayatının geri kalanını Mortain'e hizmet etmek için kısa bir sürede hazır oluyor.
Manastırdan aldığı emirlere göre insanları öldürdüğü gibi de ölecek insanların üzerinde iz de görebiliyor Ismae. Bu sadece onun sahip olduğu bir özellik de değil, manastırda Mortain'e hizmet eden herkesin sahip olduğu bir özellik. Mortain ise Britanya'yı koruyor, ona ihanet edenleri ölüm ile cezalandırıyor.
Mortain'e hizmet edebilmek amacı taşırken Duval ile yolları kesişiyor. Kayıtsız şartsız olarak bağlandığı Mortain'e karşı olan sorumluluklarının önüne geçecek başka şeyleri engellemek için kendi içinde yaşadığı çelişkiler ilk başlarda neredeyse fark edilmeyecek derecedeyken kitabın başındaki Ismae ile sonundaki Ismae arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyoruz. Başka bir tabirle Ismae büyüyor, özgür düşünceye sahip oluyor.
Okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğunu söyleyebileceğim Ölümcül Merhamet her yönüyle dört dörtlüktü. Özellikle 16. yüzyılı anlatırken ince eleyip sık dokuyan Lafevers, dönemine göre yazmayı başarmış usta bir yazar. Betimlemeleri, kullandığı kelimelerin hepsi sizi gerçek hayattan koparıp 16. yüzyılın Britanya'sına fırlatıveriyor. Yaptığı işin ne kadar zor olduğunu bildiğim için onu içten içte takdir etmekten kendimi alamıyorum. O dili yakalaması müthiş bir şey. Hayalgücünün mükemmel olmasının yanına bir de bu eklenince ortaya muhteşem bir kitap çıkıyor. Vıcık vıcık aşklardan da hoşlanmadığım için bu yazara bir artı daha veriyorum, aşk konusunda o ince çizgiyi öyle güzel yakalamış ki bir kez daha ona hayran kalmamı sağladı.
Kitabın kapağı! Evet, bunun benim için ne kadar önemli olduğunu tekrar etmek istiyorum. Bu kitabı sadece kapağı bu kadar güzel olduğu için bile okuyabilirdim. Öyle güzel bir kitap, öyle güzel bir kapak...
Bir daha ki yorumumda görüşmek üzere!
30 Temmuz 2014 Çarşamba
Kitap Yorumu ✖ Gölgeler - Ilsa J. Bick (ASHES TRILOGY, #2)
25 Temmuz 2014 Cuma
Kitap Yorumu ✖ Kocan Kadar Konuş - Şebnem Burcuoğlu [DEX ŞÖLENİ]
![]() |
| Yazarı: Şebnem Burcuoğlu Sayfa Sayısı: 220 Baskı Yılı: 2014 Yayınevi: DEX Liste Fiyatı: 19 TL |
"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede
daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.
Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"
Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.
Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.
Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…
Kocan varsa varsın, yoksa geçmiş olsun.
Dexplus ilk defa bir Türk kitabı çıkardı, okumazsak olmazdı
tabi.
Türk kitabı okumayalı gerçekten uzun bir zaman olmuştu, bu
konuda ön yargılarım olduğu için genelde uzak dururdum fakat tüm ön yargılarımı
kenara atıp Kocan Kadar Konuş’u okumaya karar verdim.
Evlenme çağını geçeli çok olmuş ve hala bir koca adayı
bulamadıysanız, geçmiş olsun.
23 Temmuz 2014 Çarşamba
Kitap Yorumu ✖ Küller - Ilsa J. Bick (ASHES TRILOGY, #1)
28 Haziran 2014 Cumartesi
Kitap Yorumu ✖ Yeniruh - Jodi Meadows (NEWSOUL #2)
![]() |
| Yazarı: Jodi Meadows Çevirmeni: Derya İmer Aydınlık Sayfa sayısı: 352 Yayın evi: Dex Yayın tarihi: 2014 Liste Fiyatı: 23 TL |
KARANLIKRUHLAR, YENİRUHLAR ve AŞK
Ana yapayalnızdı, farklıydı, tekti. O kopmuş bir yeniruhtu. Karanlıktapınaktan sonra Kalpteki pek çok kişi kaybolunca, kimileri, karanlıkruhlar ve yeni doğan ruhlar için Anayı sorumlu tuttu. Anaya ruhsuzların asla âşık olmayacakları söylenmişti.
Peki ya yeniruhların? Kalpte yaşayan diğer vatandaşlar gibi, Ana da her şeyden çok yaşamak, sevmek ve sevilmek istiyordu.
Serinin Ruhsuzdan sonraki ikinci kitabı Yeniruhta Ana, reenkarnasyonun arkasındaki gerçeği keşfediyor ve hem genç yaşamını daha anlamlı kılmak hem de aşkını yaşayabilmek için bir yol bulabileceğini fark ediyor.
Bir kez daha Jodi Meadows, sıra dışı güzelliği ve karanlık dehlizleriyle bir ruhun hikâyesini epik bir romantizm ve etkileyici bir fantastik kurguyla okurlarına sunuyor.
Epik fantastik
tadında olan serinin birinci kitabı mı yoksa ikinci kitabımı daha iyi karar
vermek çok zor. İki kitap da tadından yenmiyor.
Genelde her kitabı
beğenememekten dert yanan bir insanımdır fakat bu seri isteklerimi karşıladı
diyebilirim. Beni bu seriye bağlayan yazarın betimlemeleri ve benzetmeleri mi
desem, karakterleri sevdirtmesi mi desem yoksa seçtiği konunun ilgi çekiciliği
mi desem bilemedim. Belki de birbirinin aynı ya da birbirine çok benzeyen
fantastik kitaplardan sıkılmış olduğumdan ya da reenkarnasyon temalı okuduğum
ilk kitap olduğundan çok sevmişimdir bu seriyi.
22 Haziran 2014 Pazar
Kitap Yorumu ✖ Ruhsuz - Jodi Meadows (NEWSOUL #1)
![]() |
| Yazarı: Jodi Meadows Çevirmeni: Taylan Taftaf Sayfa Sayısı: 352 Yayınevi : Dex Baskı Yılı: 2012 Liste Fiyatı: 23 TL |
Bundan önceki yaşamında kimdin?
Deneyimli Ruhlar Ve Ruhsuzlar
Binlerce yıldır, Sınır'da milyonlarca ruh yeniden, yeniden dünyaya geldi, her bir yeni yaşamda da geçmiş yaşamlarındaki anılarını ve deneyimlerini beraberinde getirdi. Ana ise bir Yeniruh: yani Ana doğduğunda bir başka ruh yok oldu. Kimse bunun sebebini bilmiyor ve bu, bir felaketin habercisi olabilir.
Ana'nın bir Yeniruh olmasından rahatsız olmayanlar da var.
Bunlardan biri olan Sam, yalnızca bir kez yaşayabilecek bir ruhu sevebilecek mi? Peki Ana'nın düşmanları, insanlar ve yaratıklar, onların birlikte olmalarına izin verecek mi?
Ana, varoluş sebebini açığa çıkarmak zorunda. Fakat onun bu arayışı, reenkarne olup olamayacağını öğrenmek için gittiği Kalp şehrini ve reenkarnasyon yasalarını sonsuza dek yok edebilir.
Jodi Meadows, insan ruhuna bambaşka bir bakış açısı getiren bu hikâyede fantazya ve macerayı birleştirirken, reenkarnasyon ve ruh kavramını sorgulamamızı sağlıyor.
Jodi Meadows’un reenkarnasyon temalı Ruhsuz daha çıkar
çıkmaz bir sürü yorum aldı. Etkileyici kapağı ve farklı konusuyla elden ele,
dilden dile gezdi ve ben de merak ettim. Gerçekten iyi bir kitap mı diye.
Muhteşem bir kitaptı. Fantastik tutkunu olan biri olarak
gerçekten iyi kitaplara rastlamak zor. Ne yalan söyleyeyim, bir kitapta ilk
baktığım şey kapağıdır. Ondan sonra içeriğini okuyup bana uygun olup olmadığını
anlarım ve genellikle muhteşem kapaklı çoğu kitap beklentilerimi karşılayamaz.
Bundan çok yakınırım. Ruhsuz’a da aynı önyargıyla yaklaşmıştım fakat iyi ki de
okumuşum diyorum. Şimdi biraz içeriğinden bahsedeyim.
Janan’ın yarattığı ruhlar Dünya’nın başlangıcından bugüne
kadar yaşadığı bedenleri terk edip farklı bir bedende doğdular. Bedenler hep
farklılık gösterdi. Bazen kız, bazen erkek doğuyorlardı. Bazen sarışın, bazen
esmer. Bazen güzel bazen çirkin. Tek değişmeyen şey ruhlardı.
Bir bebeğin doğar doğmaz konuşmasını düşünün. Bu onun için sıradan
bir şeydir çünkü daha önceki yaşamında öğrenmiştir bunu. Ya da üç yaşındaki bir
müzisyenin parmaklarının arasında kayan piyanı tuşlarını hayal edin.
Birbirlerini beş bin yıldır tanıyan insanlar için bu çok normal bir şeydir.
Ölümünden sonra bir ruhun geri dönmesi beklenirken doğan
bebeğin korku dolu çığlığı duyulur. Geldiği dünya onun gözünü korkutmuştur,
etrafına toplanan insanların mırıldanmaları onun için bir anlam ifade
etmiyordur. O bir yeni ruhtur.
Ana, bir başka ruhun yerine geldiğini öğrendiğinden beri bunun
nedenini merak etmiştir. Annesi Li’nin onu itip kakması, insanların ondan
olabildiğince uzaklaşması ve tek bir arkadaşa dahi sahip olamaması kendisini
yeterince değersiz hissetmesine sebep oluyordur zaten. Kimsenin, annesinin bile
onu istemediği gerçeğini kabullenmiştir.
İnsanlar ise korkuyordur. Beş bin yıllık arkadaşlarını
kaybetmeleri şöyle bir yana dursun öldüklerinde bir daha gözlerini
açamayacakları düşüncesi onları tir tir titretiyordur.
Ana tüm sorularını cevabını almak için on sekizinde evden
ayrılmaya karar verir ki annesi buna dünden razıdır. Kalp’e giderken yolda hava
perilerinin saldırısına uğrar ve kurtarıcısı onun ilk arkadaşıdır ama Ana
kimsenin onu istemediğine kendini o kadar inandırmıştır ki Sam’e güvenemez.
Onunla beraber Kalp’e geldiğinde ise oranın vatandaşı olmadığı için
giremeyeceği söylenmiştir. Ya Sam onun eğitimiyle ilgilenecek ve onu evine
alacaktır ya da Ana tekrar Li’ye, ev demeye bin şahit ister kulübesine
dönecektir.
Kitabı okurken durup “Vay be.” Dedim. Jodi müthiş cümleleri
ve Ana ile öyle bir şey yazmış ki insan tek bir kelime dahi kaçırmamak için
sayfaları yavaş yavaş çeviriyor. Ana’nın duygularını öyle bir aksettirmiş ki
bir süre sonra Ana gibi kendimi değersiz hissettiğim doğrudur. Onun duygularını
ve sözlerini hissederek okudum.
Sam… Sam kitap boyu beni o kadar sinir etti ki dans
olmasaydı ondan nefret edebilirdim. Ana’ya nazik davranmasının yanı sıra onunla
arasına bir mesafe koyması sinir bozucuydu, ona acı çektirdi. Cümlelerde
Ana’nın acısını hissettim ama dans… Maskelerinin ardında ettikleri dans ona
karşı olan bütün kötü düşüncelerimi sildi süpürdü. Ana için yaptığı onca şeyden
sonra benim için vazgeçilmez oldu. Sam ve Ana ikilisine bayıldım.
Bir de tapınak olayı var. Sonlara doğru olaylar daha bir
mükemmelleşti, heyecan arttı ve merak hat safhaya yükseldi. Tapınak en az
Harikalar Diyarı kadar ilginç bir yerdi. Beklentilerimi karşıladı ve iyi bir
şekilde bitti. Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
PUANIM
12 Haziran 2014 Perşembe
Kitap Yorumu ✖ Bela - Sally Green (HALF LİFE #1)
![]() |
| Yazarı: Sally Green Çeviren: Taylan Taftaf Sayfa sayısı: 396 Yayın Evi: Dex Yayın Yılı: 2014 Liste Fiyatı: 20 TL |
KİMSE İSTEMİYOR. HERKES PEŞİNDE.
Sen bir cadısın, yarı Ak, yarı Kara. Okuyamıyor, yazamıyorsun ama iyileşiyorsun hızla. Karanlık çökünce kapalı bir yerde kalırsan hasta oluyorsun. Annalise'e çok âşıksın ama Ak Cadılardan nefret ediyorsun. On dört yaşından beri bir kafesin içinde tutsaksın. Kaçmalı ve o korkunç, katil babanı bulmalısın. Bunu başarmalısın, on yedinci yaş gününden önce hem de. Çünkü sen yok edilmesi gereken bir Bela'sın.
"Karanlık ve tüyler ürperticibir hikaye, unutulmaz bir anakarakter."-Publishers Weekly-
"İyiyle kötünün sınırlarını zorlayan,korkutucu ve çarpıcı bir kitap. Nathan'ınhayatta kalma savaşı incecik bir ipin ucunda -üstelik bu daha başlangıç."-Booklist-
"Fazlasıyla iyi ve tehlikeli bir şekilde bağımlılık yapıcı."-Time
Sally Green’in ilk kitabı olan Bela, Half Life serisinin ilk kitabını oluşturuyor. Fantastik edebiyatta geri planda kalan cadılarıyla tanıştırıyor bizi. Hatta kısa süre içinde filmini bile görebiliriz. Daha şimdiden 40 kadar dile çevrilen bu kitap büyük şeyler vaat ediyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















.jpg)

