Ephesus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ephesus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2015 Cuma

Okuma Etkinliği ✖ Zincirlenmiş Kalpler - Büşra Toraman (Amazon Efsanesi, #1)


Kitap Adı: Zincirlenmiş Kalpler
Yazarı: Büşra Toraman
Seri: Amazon Efsanesi, #1
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 484
Yayın Yılı: 2015
Türü: Fantastik, Polisiye, Romantik

Fiyatı: 25 TL

Cinayetler, yalanların ve hırsların arkasına saklanmıştır. Tıpkı bazen aşkta olduğu gibi. O yalanı yaşamak mı isterdiniz, yoksa kaybedeceğinizi bile bile gerçeği haykırmak mı?

FBI Ajanı Gregg Reese sekiz yıl sonra, acı bir şekilde ayrıldığı evine geri dönüyordu. Blacksburg'deki Virginia Tech Üniversitesi'nde seri cinayetler işleniyordu. Dört erkek öğrenci öldürülmüştü ve katilin durmaya niyeti yoktu. Ortağı Kyle'la beraber Blacksburg'deki cinayetleri çözmeye gönderilmiş olan Gregg'in ilk görevi, üniversitede öğretmen rolüne bürünmekti. 

Ve bir kadın Gregg'e yardım etmeye gelir. Gizemli, yabani ve ilgi çekici bir kadın... Belanın kaçınılmaz olduğu bir kovalamaca ve bulmacanın içine düşen Gregg, doğruyu bulmak için gizemli kadının yardımını kabul etmeye karar verir. Yalanlarla örülmüş olan olayların arasında en az yalan olanı bulmaya çalışan Ajan Reese, çok geçmeden elinde olan doğruları da kaybetmeye başlar. 

Tüm bu yalanların içinde gerçek aşkı bulmak ve onu bulduğuna inanmak o kadar kolay mıydı sahiden? Peki ya amazonlara ve daha birçok doğaüstü yaratığa?

Her AŞK kendi hapishanesini yaratır. Ya MAHKÛMU olursunuz, ya gardiyanı…


16 Haziran 2015 Salı

1. Maskeli Kitaplar ile Okuma Etkinliği ✖ Hiçliğin Kıyısında - J. A. Redmerski (The Edge of Never, #1)


Kitap Adı: Hiçliğin Kıyısında
Orijinal Adı: The Edge of Never
Yazarı: J. A. Redmerski
Seri: The Edge of Never, #1
Çevirmeni: Süreyya Çalıkoğlu
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 467
Yayın Yılı: 2015
Türü: Romantik, Genç Yetişkin

Goodreads Puanı: 4.31 ( 102, 956 Oylama)
Fiyatı: 25 TL


  Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew'un da bazı karanlık sırları vardır…

  Andrew yolculukları esnasında Camryn'e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew'un ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkûm edecektir?

  "Hiçliğin Kıyısında mı? 'Muhteşemliğin Kıyısı'na ne dersiniz? Çünkü şu anda tam olarak bu durumdayım."

-USA Today-



21 Şubat 2015 Cumartesi

15. KCY Blog Tur ✖ Ünlü Aşk - Burcu Bahtiyar | Alıntılar + Tanıtım Videosu

  


 O bir Türk. O bir kadın. O bir bodyguard. O ünlü film yıldızı Can Taker'ın seksi, havalı, belalı takıntısı...

Kitap Adı: Ünlü Aşk
Yazarı: Burcu Bahtiyar
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 496
Liste Fiyatı: 25 TL
KAREN YAĞIZ… 25 yaşında. Gençliğinin baharında. Ve hep yapmak istediği işi yapıyor, çünkü bu işte iyi! Ancak işinde hareketi sevse de, özel hayatı içler acısı derecede sıradan, rutin ve sıkıcı... Aslında Karen, bu sıkıcı ve rutin hayatından da memnun. Fakat her şeyin bir kırılma noktası var. Karen bir anda kendisini iki yakışıklı erkek tarafından kuşatılmış olarak buluyor!

CAN TAKER… O bir dünya starı. Kadınlar onunla birlikte olmak için yarışıyor ama onun peşinde olduğu tek bir kadın var; şımarık bodyguardı.

TOPRAK ise Karen'in en yakın arkadaşı, dostu... O olmadan geçen bir günü bile olmadı.
İki erkek, iki aşk, üstüne bir de suikastçı bir psikopat! Karen için hayat bundan sonra diken üstünde bir maceradan ibaret…



  Herkese koskocaman bir merhaba! Günlerden cumartesi olmasına rağmen dinlenemediğim gerçeğiyle yüz yüzeyim, uykum var, kulağımdaki kulaklıklarımda Seven Nation Army çalıyor ve ben de bu satırları yazıyorum. On beşinci blog turumuzda Burcu Bahtiyar'ın ilk kitabı olan Ünlü Aşk'ı konuk ediyoruz, sanırım bu sıkıcı cumartesimi katlanılabilir hale getiren tek etken... 

  Türk yazarlara olan ön yargılarımızı kırmayı başaran o nadir yazarlardan biri, Burcu Bahtiyar ile tanıştırayım size. Bu onun basılmış olan ilk kitabı olabilir ama sosyal medya hesaplarından daha bir çok eserine ulaşabilirsiniz ki bence ulaşın. Çünkü ben kalemine aşık oldum diyebilirim. Hem yetenekli, hem akıcı bir dile sahip hem de seçtiği konuyu samimiyetle işleyebiliyor. Dili ciddi anlamda akıcı, kitap öyle bir hızla gidiyor ki saatler sonra kaç sayfa okuduğunuzu görüp şaşırıyorsunuz. Bu tip kalemlerle çok nadir karşılaştığımdan kurgusu berbat bile olsa tüm kitaplarını okurdum. Ünlü Aşk'ın kurgusu müthiş ama, o başka.

  Yazar okurlarıyla kesinlikle iç içe, bunu daha ilk sayfadan anlayabiliyorsunuz. Bu sayede karakterini bize hemencecik sevdirebiliyor. Bu kitabı bir yiyeceğe benzetecek olsam Browni Intense'e benzetirdim. Bayılarak okuyorsunuz, göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor ve tekrar okumak istiyorsunuz. Ben şimdiden iki defa okudum bile.

  Biraz içeriğinden bahsetmek istiyorum. Karen (Karen diye okunuyor, Kerın değil) bir bodyguard. İşinde oldukça yetenekli, tehlikeli, biraz deli dolu bir kadın. Buraya kadar bile ilgi çekici olan olaya bir de Can Taker gibi yakışıklı, zengin bir oyuncu eklenince kitabın çekiciliği en az on kat artıyor. Toprak'la beraber aşk üçgeni de eklenince... Off, of. Bence yazıyı okumayı burada kesip bu kitabı alışveriş listenize ekleyin. Ciddiyim.


  Toprak ve Karen uzun, çok uzun zamandır en yakın arkadaşlar. Birbirlerinin her şeyini bilen, birbirlerinden hiç ayrı düşmemiş hatta aynı mesleği seçen çok yakın iki arkadaştan bahsediyoruz. Toprak'ın da Can'dan aşağı kalır yanı yok, kadınları peşinden koşturan bir yakışıklı ama Karen onun arkadaşı olmaya öyle alışmış ki yakışıklılığının farkında bile değil. Doğrusunu söylemek gerekirse ona hiç alıcı gözüyle bakmamış ama Toprak için aynı şeyi söyleyemem.

  Ah Toprak, ah...

  Neyse, ünlü film yıldızı ve Türk asıllı Can Taker Türkiye'ye gelince karanlık sırları yüzünden korunmaya muhtaç oluşundan dolayı Karen ve Toprak'la yolları kesişiyor. İşler bundan sonra hem eğlenceli hem de tehlikeli bir hal alıyor.

  Size Can'ı tarif etmeyi çok isterim ama onu tarif edebilmek için paragraflar harcamam gerekir. Açıkçası Can'dan adının geçtiği ilk sayfada nefret etmiştim, sonradan seveceğimin belli olduğu karakterler söz konusu olduğunda onlara karşı nefret duygusu beslemek için biraz beklerim ama Can'da bu kesinlikle olmadı. Sanırım ilk başta ondan nefret ettiğim için sonradan bu kadar sevdim. Yani Can olmasaydı Toprak benim favori karakterim olacaktı ama o yaşadığı hayatta olduğu gibi okurlarının da sevgisini kazanan bir yakışıklı.

  Can konusunda bazı beklentilerim vardı, sonuçta oyuncu olduğundan düşüncelerini harika bir şekilde gizleyip ustaca yalan söyleyebilir diye düşünmüştüm. Tabi bazı zamanlar bunu kullandığı oldu ama duygusal yanı mantığından ağır bastığından oldukça zorladı. Yani eğer onun bakış açısından da olaylara bakılmasaydı belki de bunu fark edemeyebilirdik ama yazar bir güzellik yapıp hem Karen hem Toprak hem de Can'ın bakış açısıyla yazmış.

  Aşk üçgenlerine bayılıyorum! Bu kitabı bu kadar sevmemin en büyük sebebi de bu. Ve Karen o kadar düşünceli bir insan ki hem Toprak için yaptığı fedakârlıklar, hem de  Can için yaptıkları benim gözümde onu yükselttikçe yükseltti. Özellikle o son sahnede hem üzüldüm hem de onu tebrik ettim çünkü her insan kolay kolay bu kararı veremezdi. Karen gerçekten çok sağlam bir karakter, hem de her açıdan. Aptal kesinlikle değil, bencil değil, düşünceli ve fedakar. Can'dan daha fazla sevebileceğim bir karakter olacağını hiç düşünmezdim ama Karen benim en sevdiğim karakter.

  Biliyorum, size çok dağınık bir şekilde anlattım ama cidden harika bir kitap. "Cidden"e vurgu yaparak söylüyorum. Beş yüz sayfa ama bence yetmemiş, çabucak bitti ya! Neden bu kadar çabuk bitti dedim, Sergio'ya ne oldu bilmiyoruz. Linda'ya ne oldu mesela? Hiç sevmesem de kadını merak ediyorum. Merak ettiğim bir kaç yer daha var ama spoiler olur diye söylemiyorum. Harika bir sondu ama benim merak ettiğim onlarca nokta var.

  Pekala, daha fazla uzatmayayım. Tanıtım videosunu izlemeyi sakın ama sakın unutmayın, görüşmek üzere!

ALINTILAR

Yarın ölebileceğim ihtimali çok uzaklardaydı. Dün Can'ın neredeyse ölüyor olduğu gerçeği de. Şu anda sadece biz vardık! Ben ve benim Ünlü Aşkım...

Ölüme meydan okumaktı aşk.Olmazları oldurmak, yeni efsaneler yaratmaktı.Bedenlerin değil, ruhların açlığıydı.

Aşk bir masaldı ve biz bu masala birbirimizi ilk gördüğümüz zaman başlamıştık.
Öylece durup, uzun uzun bana baktı ve "Gözlerin renk değiştiriyor. Söyler misin, gerçek rengi ne?" diye sordu dalgın dalgın.
"Ne? Nasıl yani?"
Adam sanırım renk körüydü.
"Onların renk değiştirdiğini biliyor olmalısın," dedi ben tek kaşımı kaldırırken. Duraksadı ve başını arkaya atıp, iç eriten bir kahkaha patlattı sonunda. "Sana söyleyen olmadı mı yani?"

"Beni istediğini biliyorum. Unutma, gözler yalan söylemez!" diye yanıt verdi ve başını yavaşça eğerken ne yazık ki dilimin söylediğini bedenim inkar etti. Haklıydı. Onun için deli oluyordum. Ama istesem de yapamazdım. Kalbimi önce ateşlere atıp, sonra da hiç yaşanmamış, hiçbir iz bırakmamış, hiç acı vermemiş gibi yaşamaya devam edemezdim. Can Taker benim için bir ateşti. 

Hayatının belki de en zor rolünü oynayıp, en zor senaryosunu hayata geçirecekti ve film bittiğinde hala canlı kalırsa da, Amerika'ya dönüp bu kadını unutacaktı. İstediği buydu. Değil mi? Risksiz ve şartsız bir hayat yaşamak, kimseye bağlanmamak, Hollywood ışıkları altında parlayan bir yıldız olarak kalmak...
Bütün bu kalabalık içinde amaçsız, geleceksiz, Karen'siz olmak.



11 Eylül 2014 Perşembe

4. KCY Blog Turu ✖ Vefa Enver - Bana Prenses Deme! | Çekiliş + Tanıtım Videosu + Yorum

Kitabın adı: Bana Prenses Deme!
Yazar: Vefa Enver
Sayfa sayısı: 480
Türü: Romantik
Yayın evi: Ephesus Yayınları

Merhabalar… Bugün dördüncü blog turumuzun ilk günü ve ben şimdi bunu yazarken çok heyecanlandım. Vefa Enver’in muhteşem romanlarından biri, Bana Prenses Deme! ile karşınızdayız. Haydi bakalım, kollarımı sıvıyorum.

Nil… On dokuzuna gelmiş, daha açmamış bir çiçek kadar genç ve güzel. Adını Nil yeşili gözlerinden alıyor, tabi bu gözler de şu zamana kadar tek bir erkekten başkasını görmemiş. Güne başladığında aklına ilk gelen o oluyor, sürekli ondan bahsetmek istiyor, onunla ilgili hayaller kuruyor. Bu adam aklından bir an olsun çıkmıyor ve bunu on üç yaşından beri yapıyor. İşin en kötü yanı ise o, evlenmek üzere.

Murat… Nil’in aklından bir an olsun çıkmayan adam. Onun babasının şirketinde yıllardır çalışıyor ve bu yıllar boyunca Nil’in büyüyüp güzelleşmesini, genç bir kadın olup çıkmasını izlemekten hoşnut. Gamze ile bir buçuk yıldır nişanlı, mükemmel bir ilişkisi var. Ama bu adamın da kendine göre sırları var.

Yiğit… O… Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Nil’in babasının yeni ortağı ve Nil ondan hoşlanmıyor. Aslında o hoşlanılmayacak biri değil; yakışıklı, güçlü ve kendinden emin. Zeki, zengin ve ne istediğini biliyor. O çok… Tamam, o muhteşem biri. Uzun soluklu ilişkilerden kaçan, farklı tatlar denemekten çekinmeyen, geçmişinden kaçan bir adam. Böyle bir adam Nil’i gözüne kestirirse ne olur dersiniz?

Her ne kadar ondan hoşlanmasa da, ona sürekli “Bana prenses deme!” diye çıkışsa da Nil’in bu adamı görmezden gelmesi imkansız oluyor. Yiğit’in yaptığı kurları görmezden gelebilmesi için kör olması gerekir zaten. Peki ama… Murat’a olan aşkı ne olacak? Yıllardır boşuna mı onu beklemişti? Ya Yiğit? Bu adam onu sinir edip duran, edep denen şeyden nasibini almamış, kendini beğenmişin tekiydi. Üstelik babası yaşındaydı! Tamam, babası yaşında değildi ve hiç de yaşlı göstermiyordu ama… Aması vardı.

Bu kitapta yeri geldiğinde gülecek, yeri geldiğinde Nil’le beraber Yiğit’e uyuz olacak ama sonra bundan vazgeçip Yiğit’i sevecek, Nil’in Murat’ı elde etme çabalarını okurken gülümseyecek ve onun azmine imreneceksiniz. Yiğit adını duyduğunuz anda kitaba pür dikkat kesilecek, hiçbir şeyi kaçırmak istemeyeceksiniz. Açıkçası işin içinde Yiğit olunca bu kitabı elden bırakmak mümkün değil. Bana ve diğer cadılara sorarsanız size bu kitabı kaçırmamanız gerektiğini söyleyebiliriz. Peki bu kitabı kazanma hakkına sahip olmak isterseniz biri Facebook sayfamızda biri de bu postun biraz aşağısında, Rafflecopter’ta yapılan iki çekilişimize katılabilirsiniz. Bol şans diliyorum.
Görüşmek üzere…

Kendi ellerimle yaptığım tanıtım videosunu izletmeden bırakmam!



Buradan çekilişe katılabilirsiniz.





8 Eylül 2014 Pazartesi

KCY Kitap Tanıtımı | Bana Prenses Deme - Vefa Enver

Kitabın adı: Bana Prenses Deme!
Yazar: Vefa Enver
Sayfa sayısı: 480
Türü: Romantik
Yayınevi: Ephesus Yayınları

KCY Blog Tur'undan herkese merhaba! Dördüncü tur kitabımız olan Bana Prenses Deme'yi tanıyalım dedik. 


Hırs, tutku, kıskançlık ve nefret duyguları arasında beklenmedik bir biçimde filizlenen muhteşem bir aşkın hikâyesini okumaya hazır mısınız? 

Babasının biricik prensesi, dünyalar güzeli Nil, bir gün cici kız olmaktan sıkıldığına karar verip çocukluğundan beri âşık olduğu Murat'ı tavlamanın yollarını ararken, kalbini âşık olmayı en son umacağı erkeğe kaptırır. 

Aşka inanmayan bir erkek olarak uzun soluklu ilişkilerden kaçınan ve herhangi bir şeye karşı alışkanlık geliştirmek fikrinden nefret eden Yiğit için yenilik, değişiklik, farklı tatları keşfetmek hayatının temel zevkleridir. Ansızın karşısına çıkan Nil'i tecrübesiyle baştan çıkarırken, bu oynadığı oyunda hayatının ve kalbinin kontrolünü tam anlamıyla ona kaptıracağından habersizdir.

Baş döndürücü güzellikte, masum ve tecrübesiz bir genç kızın, aşk oyunlarını teker teker öğrenişini gülümseyerek okuyacak ve âşık olduğunu sandığı erkek ile nefret ettiğini sandığı erkek arasında bocalarken, gerçek aşkı keşfedişine tanık olacaksınız.